Harita
Anasayfa
Forum
      Cografya
            Asya kıtasındaki göller ..


  Asya kıtasındaki göller ..  
#b
  • Asya kıtasındaki göller


Ermenistan'daki göller

-->Erivan Gölü

Erivan Gölü (Ermenice: Երևանի լիճ), Ermenistan'ın başkenti Erivan'ın güneybatısındaki Şengavit ilçesinde bulunan bir göldür. Hrazdan Nehri mecrasında bulunmaktadır.
Gölün kuzeyinde, Hrazdan Nehri mecrasında Kırmızı Köprü bulunmaktadır; bu köprü 1945'da Zafer Köprüsü'nün yapılmasına kadar güneybatıdan şehire girebilmek için tek giriş noktası idi. Gölün kuzey kıyısında Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği bulunmaktadır.[1]

-->Sevan Gölü

Sevan Gölü (Ermenice: Սևանա լիճ; Türkçe: Gökçe Göl) 940 km² yüzölçümüyle (yaklaşık 78 km uzunluğu, 56 km genişliği) sadece Ermenistan'nın değil, Kafkasya'nın da en büyük gölüdür. 1900 m. yüksekliğiyle dünyanın bu büyüklükteki en yüksek gölüdür. 30 civarında çay ve Hrazdan Nehri tarafından beslenir. Ülkenin doğusunda Geğarkunik'te bulunur .
Sevan Gölü havzasından çıkarılan arkeolojik kalıntılar bölgenin Bronz Çağ'dan bu yana yerleşimin olduğunun kanıtıdır . Gölün ismi Urartuca „Sular ya da göller ülkesi“ anlamına gelen Suina'dan gelir .Yine bölgede Eski Ermeni krallarının ve soylularının yaptırdığı pekçok kiliseye rastlanır. Osmanlılar göle Gökçe adını vermiştir.


Filistin'deki göller

-->Lut Gölü

Lut Gölü (Arapça: البحر الميت, İbranice: ים המלח), Yeryüzü'nün en alçak ve en tuzlu gölü.
Günümüzde akarsularla beslenmeyen ve 600 km² civarında bir alanı kaplayan Lut Gölü, Afrika-Suriye ayrımındaki en alt noktada yer alır. Lut Gölü'nün tabanı, su derinliği çok fazla olmasa da (yaklaşık 376 metre) Asya'da Baykal Gölü ve Hazar Denizi'nden sonra dünyada en derindeki 3. göl tabanıdır ve deniz seviyesinden 422 metre aşağıdadır. Bu büyük tuzlu göl, karşılıklı uzak noktalarından 80 km/18 km genişliktedir. Aslında göl, eski Lisan Denizi’nin bir parçasıdır.
Su seviyesindeki çekilme eski zamanlarda yılda ortalama 18 cm iken , bugün bu değer İsrail ve Ürdün'ün artan içme suyu ihtiyacı nedeniyle, yıllık 50 cm civarına yükselmiştir. Lut Gölü %28 ile %33 arasında değişen tuz oranıyla (Akdeniz %3) Doğu Afrika'daki Assal Gölü'nden sonra (%35) dünyadaki en tuzlu ikinci göldür.



Lut Gölü'nden görünüm


Gölde bazı dengesizliklerin işaretleri görülmektedir: su altındaki bazı asfalt parçaları su yüzeyine çıkmaktadır. Geçmiş zamanlarda bu parçalar toplanır, kurutulur ve ısınmak için kulanılırdı.
Çevreciler, Lut Gölü’nün yok olmaya başladığı yönünde uyarılar vermektedirler. Gölün iki yakasındaki Ürdün ve İsrail’in bromür endüstrisinin buna neden olduğunu belirtirler. Ancak daha çok İsrail fabrikaları yüzünden temiz su sıkıntısı çekilmektedir. Oluklar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Eğer tehlike değilse, bu fabrikaların kirli atık boşaltımı ayrıca zarar veren faktörlerin başında yer alır.
Küresel ısınma ile karşı karşıya kalan Lut Gölü, kuruma tehlikesindedir.

Gürcistan'daki göller

-->Paliastomi Gölü

Paliastomi Gölü (Gürcüce: პალიასტომი; Paleaostom olarak da çevrilebilir) Gürcistan'ın Poti kenti yakınlarında bulunan küçük ölçekte bir göldür. Dar bir kanal aracılığı ile Karadeniz'e bağlanan gölün yüzölçümü 17,3 kilometrekaredir. Çevresinde antik uygarlıklardan kalma birçok kalınıtının çıkarıldığı göl günüzüde yöre için önemli bir balıkçılık kaynağıdır.

-->Ritsa Gölü

Ritsa Gölü (Abhazca: Риҵа, Gürcüce: რიწა) Gürcistan'da Abhazya Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan bir göldür. Kafkas Dağları'nın çevrelediği gölün suyu oldukça soğuk ve berraktır. Gölün çevresinde bulunan ve yükseklikleri 2.200 metre ile 3.500 metre arasında değişen dağlarda Doğu Karadeniz göknarının bir çok türü bulunur. Göl altı farklı nehirden beslenir ve bir nehir yardımıyla da sularını denize ulaştırır.
Gölü ve çevresindeki doğal yaşamı korumak amacıyla 1930 yılında önlemler alınmış, 1936 yılında Karadeniz kıyılarından göle ulaşımın sağlanması için yol yapılmıştır. Sovyetler Birliği döneminde oldukça rağbet gören bir turizm merkezi olmasına karşın bugün gölün çevresindeki tüm oteller kapalıdır.
Ritsa Gölü Gürcistan'ın en derin göllerinden birisidir. Önemli ölçüde alabalık çıkarılan gölde haziran - ağustos ayları arasında ortalama su sucaklığı 7.8°C'dir. Yılda aldığı yağış miktarı 2000 - 2200 milimetre olup kışlar genelde karlı, yazlar ılık geçer. Gölün yakınlarında bugün Abhazya Özerk Cumhuriyeti Hükûmeti'ne ait olan, Sovyetler Birliği liderlerinden Josef Stalin'in de tatillerini geçirdiği bir yazlık evi vardır.


Kazakistan'daki göller

-->Aral gölü

Aral gölü Kazakistan - Karakalpakistan (Özbekistan) sınırları içinde olan göldür.
Aral Gölü'nde çağımızın en büyük çevre felaketi yaşanmaktadır. Amuderya ve Siri Derya nehirleri Sovyetler Birliği'nin hatalı tarım alanları sulama politikası sebebiyle 1960'lı yıllardan beri gölü yeterince besleyememektedir. Sıcaklarında etkisiyle kuruyan göl alanı %80 oranında küçülmüştür. Göl suları 150 km içeri çekilmiş durumdadır.
Gölün küçülmesiyle birlikte suyunun tuz oranı artması da ilerlemektedir. Bu tuzlanmadan dolayı birçok balık türlerinin nesli tükenmiştir. Aral gölünün balıkçılarının ticari durumunu tekrar düzeltmek icin Hollandalı bir bilimcinin ilginç fikri üzerine Aral gölüne tuzlu su balık türleri yerleştirilmiştir. Şu an Aral balıkçilarının bazıları örneğin Kalkan balıgı avıyla geçinmektedir.
Batı Türkistan’da Özbekistan ile Kazakistan arasındaki gölûn büyük kısmı Özbekistan’a dahildir. Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölüdür. Yüzölçümü 64.500 kilometrekare ile 68.700 kilometrekare arasında değişir. Büyüklük sırasına göre; Hazar, Superior (Kuzey Amerika), Viktorya (Afrika) göllerinden sonra gelir.
Jeolojik “Diluvyal devirde” Aral Gölünün yüzeyi daha yüksekte olup güney tarafından Hazar Denizi (gölü) ile bağlantısı vardı. Karakum, Kızılkum ve Üstyurt çölleriyle çevrilidir. Gölün bulunduğu bölgede yazları çok sıcak geçen kurak bir iklim hüküm sürer. Akarsuların göle su taşımalarına rağmen buharlaşma, gelen sudan daha fazladır. Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir.
En derin yeri 68 metrelik bir çukurdur. Geri kalan kısmının derinliği 20 metreyi geçmez. Gölün denizden yüksekliği 48, Hazar denizinden yüksekliği 78 metredir. Genişliği 228 ve uzunluğu 420 kilometredir. Tuzluluk derecesi düşüktür (% 0,0103).
Gölün batı kıyıları dik, doğu ve güney kıyıları düz ve yassı, kuzey kıyıları girintili çıkıntılıdır. Aral Gölüne Amuderya ve Siri Derya nehirleri dökülür. Ayrıca etrafındaki yüksek dağların su kaynakları ile beslenir. Etrafı çöl olduğundan göl kenarında şehir yoktur. Göle Taşkent-Orenburg demiryolu yakındır.
Aral Gölünde irili ufaklı pekçok ada ve adacıklar vardır. Bol miktarda balık bulunur. Bilhassa sazan balığı bakımından çok zengindir. “Hazar’ı Aral’a Birleştirme Projesi” üzerinde çalışılmaktadır. Bu projeye göre, Obi ırmağının suları Aral’a akıtılarak, Aral Gölü ile Hazar Denizi bir kanalla birleştirilmek istenmektedir.
Aral Gölü etrafında nüfus kesafeti (yoğunluğu) azdır. Bunlar da Aral gölünde balıkçılıkla uğraşanlardır. Amuderya ve Siriderya nehirleri aşırı derecede alüvyon taşıdıklarından göl dolmakta ve küçülmektedir. Karadeniz-Hazar Denizi ve Aral Gölü birbirine yakın ve aynı çizgi üzerindedirler. Aral Gölü çevresi beş bin senelik bir devrede Türkler için mühim bir yerleşim merkezi olmuştur.

-->Balkaş Gölü

Balkaş Gölü (eski Türkçe: Terinğ köl; Kazakça: Balqaş Kölı) Güneydoğu Asya’da bir göldür. Aral Gölü'nden sonra Orta Asya'nın en büyük ikinci gölüdür. 45°4′ Kuzey 76°2′ Doğu koordinatları üzerinde yer alır. Beslendiği başlıca kaynaklar İli Irmağı, Karatal Nehri, Lepsi Irmağı, Aksu Irmağı ve Ayaköz Irmağı'dır. Toplam su havzası 413,000 km²dir. Kazakistan sınırları içerisinde bulunur, maksimum uzunluk 605 km, maksimum genişlik ise doğuda 74 km, batıda 19 km'dir. Yüzölçümü 16.996 km²dir. En derin noktası 25,6 metre iken ortalama derinlik 5,8 metredir. Toplam kıyılarının uzunluğu 2.385 km'dir. Denizden yüksekliği 341,4 metredir.

Gölün tarihi
Göl uzun yıllar boyunca Çin hakimiyetindeydi, Çin'in güneydoğudaki en uç sınırını teşkil ediyordu. Fakat 1864’te Çinlilerin Haksız Antlaşma dedikleri anlaşma ile Balkaş Gölü Rusya'ya bırakıldı. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile göl resmen Kazakistan sınırları içinde kaldı.


Nitelikleri
Göl günümüzde sadece 16,996 km²lik bir alanı kaplamaktadır. Balkaş Gölü'de tıpkı Aral Gölü gibi beslendiği kaynakların kurumasından dolayı küçülmektedir. Gölün batı kanadı tatlı su, doğu kanadı ise tuzlu su içermektedir. Balkaş Bölgesindeki yedi nehirden beslenir, göle en çok su sağlayan İli Nehri'dir. İli Nehri sularını Çin'in Xinjiang bölgesindeki dağlardan özellikle de bahar aylarında eriyen karlardan beslemektedir. Balkaş Gölü tüm diğer içgöller gibi kuruma tehlikesi ile karşı karşıyadır.


Ekonomik katkıları
İli Nehri'nin ve Balkaş Gölü'nün suları Kazakistan için büyük önemi vardır. Kapçagayskove şehrinde İli Nehri'nde hidroelektrik güç elde etmek için baraj kurulmuştur ve suları hem tarımsal sulamaya hem de sanayi ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Balkaş Gölü başlıbaşına balıkçılık için önemli bir kaynaktır.


Çevresel ve siyasal etkenler
Kazakistan ve Çin arasındaki zayıf ilişkilere ve Batı Çin'de hızla artan sanayi kuruluşlarına bakıldığında İli Nehri'nin kıt sularının üzerindeki gerilim daha da artmaktadır. Benzer politik problemlerden sonra ortaya atılan Aral Gölü'nün kurutulması gibi bir öneriye bakılırsa, Balkaş'da bundan pek farklı değildir.

-->Zaysan Gölü

Zaysan Gölü
, Kazakistan'ın doğusunda tatlı su gölü. Altay ve Tarbagatay dağları arasındaki bir çukurda deniz düzeyinden 386 km yükseklikte yer alır. Göle doğu kıyısından giren İrtiş Nehrinin genişlemesiyle oluşmuştur. Başlangıçta 100 km uzunluğunda, 33 km genişliğinde ve 8 m derinliğinde olan gölün yüzölçümü yaklaşık 1,860 km²'ydi. Toplam 5,500 km²'lik bir alanı kaplayan, 570 km uzunluğundaki Buhtarma Göleti'nin aşağı bölümüne bağlandıktan sonra su düzeyi 5 m yükseldi. Balıkçılığın önem taşıdığı gölde gemilerle ulaşım yapılır.

Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki göller

-->Larnaka Tuz Gölü

Larnaka Tuz Gölü, Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Kıbrıs Adası'nda Limasol Tuz Gölü'nden sonra en büyük ikinci göldür. Yüzölçümü 2,2 kilometrekare olan göl, Limasol Havaalanı yolu üzerinde bulunur. Kış ayları boyunca su biriken gölde, yaz aylarında sular çekilir ve tuz kalıpları ortaya çıkar. Güney Kıbrıs'ın dış satımının büyük bir kısmını bu gölden elde edilen tuz oluşturur. Gölde üreme dönemlerine önemli oranda flamingo papülasyonu bulunur.

-->Limasol Tuz Gölü

Limasol Tuz Gölü Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Limasol ili sınırları içinde kalan Kıbrıs Adası'nın en büyük gölüdür. Yüzölçümü 10.65 kilometrekare olan gölde suyun en derin olduğu nokta 1 metreden fazla değildir. Sularının %50'si 30 cm'den daha alçak olan gölde tuzluluk oranı oldukça yüksektir.

Kırgızistan'daki göller

-->Issık Göl

Issık Göl veya Isık Göl, (Kırgız Türkçesi: Ысык-Көл, okunuşu: Isık-Köl). Kırgızistan'ın kuzey doğusunda, Kazakistan sınırına yakın bir bölgede, kuzeyinde Küngöy Ala dağları ve güneyinde Teskey Ala dağları arasındaki tektonik çukurda yerleşmiş, ortalama deniz seviyesinden 1606 m. yükseklikte konumlanır.

Coğrafya
Güney Amerika'daki Titicaca gölünden sonra dünyanın ikinci en büyük büyük dağ gölüdür. Dünyanın en büyük krater gölü, Issık Gölü'dür.
Karla kaplı dağlarla çevrelenmiş olmasına rağmen, gölün suları hiçbir zaman donmaz; bundan dolayı gölün adı "ısı veya sıcak, ılık göl" anlamına gelen Kırgız Türkçesi'nde "Isık Köl"dür. Kırgız Türkleri bu göl için "Kırgızistan'ın bermeti (incisi)" diye adlandırmışlardır. Göl'ün uzunluğu batı-doğu yönünde 182 km, kuzey-güney genişliği 60 km'dir. Kıyılarının toplam uzunluğu 988 km olup 6.236 km²'lik bir alanı kaplar. Gölün ortalama derinliği 278 m., en derin yeri 668 m.'dir. Isık gölün güney kıyılarına karşın kuzey kıyılarında kıyı birdenbire derinleşmez ve fazla derin değildir. Güney kıyılarında eşderinlik eğrileri daha sıktır.
Yaklaşık 118 akarsu ve dereler, gölü besler. En büyükleri Cırgalan ve Tüp'tür. Soğuk ve sıcak kaynak suları ve kar suları da gölü besleyen diğer kaynaklardır. Gölün suyu biraz tuzludur, ve su düzeyi her yıl yaklaşık 5 cm düşmektedir. Eski eserlerde Isık Gölü'nün isimleri Türk Gölü, Idık(Iyık-mukaddes) Göl olarak geçer. Güneyinde Boz-Bezik dağı (45.3 km) ve Urakır dağı (46.4 km) konumlanır.
Kaşgarlı Mahmut'un Türk Dili'nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divân-ı Lügati't-Türk'te;
İsîğ köl: Barsgan'da bir göl. Uzunluğu 30 fersah, eni 10 fersahtır. şeklinde tanımlanmıştır.[1]

-->Son Göl

Son Göl, (Kırgızca: Соңкөл) veya Son Kul, Songköl, Song-Köl, Songköl de denilen Kırgızistan'da Narin İli'nin kuzeyinde Issık Göl'ün güneybatısında, ülkenin ikinci büyük kapalı havza bir dağ gölüdür. Divân-ı Lügati't-Türk'te Sidinğ köl veya Sidhinğ köl (سذنك كول) "Koçnğar başı’na yakın bir göl"[1] şeklinde tanımlanan bu göldür. Son Göl'ün güney kıyısında, Taş Tulga denilen bir antik taş halka vardır, ki destan kahramanı Manas ile ilişkili olduğuna inanılır.

Doğal yapısı
Son Göl, ağaçsız bir dağ yaylasında, ortalama deniz seviyesinden 3,016 metre yükseklikte yerleşik ve gür dağ otlakları (yayla) ile çevrelenir. Gölün güzelliği fazlasıyla övülür fakat bu göle kolayca erişilmez. Göle sadece Haziran'dan Eylül'e kadar sürede güvenle ulaşılabilir. Gölün etrafında hiç bir tesis yoktur, fakat yerel halktan beslenme ihtiyacı karşılanabilir ve yurt kiralanabilir. Gölün etrafı bolca dağ otlakları ile kaplı olduğundan, Koçkor, Narin ve At-Başı bölgesinden gelen çobanlar koyun, inek, at ve hatta arasıra da deve gibi hayvan sürülerini yaz aylarında burada otlatırlar.
Kısıtlı yaşam alanında, Sazan balığı (Cyprinus carpio), Coregonus peled, Diptychus sewerzowi gibi tatlı su balıkları, ve Telli turna (Anthropoides virgo), Kaz (Anser indicus), Karaleylek (Ciconia nigra) ve Büyük karabaş martı (Larus ichthyaetus) gibi tahminen 66 değışik su kuşları yaşarlar.
Gölün etrafında Papatyagiller'den (Anthemis nobilis), Horozgözü (Anthemis arvensis) ve (Anthemis tinctoria), Adaçayı (Salvia officinalis), Yaban adaçayı (Salvia sylvestris), Liken (yosun), Jinseng (Panax quinquefolius), Alp dağları bitkilerinden (Leontopodium nivale subsp. alpinum) ve (Aconitum variegatum) gibi bitki örtüsü bulunur.

-->Çatır Gölü

Çatır Gölü, (Kırgızca: Чатыркөл) Chatyr-Kul, Chatyr Köl veya Chatyrkol de denilen güney Kırgızistan'da Narin İlinde Tanrı Dağlarında ortalama deniz seviyesinden 3,530 metre yüksekte Ak Say Vadisinde konumlanan, ülkenin üçüncü büyük kapalı havza bir dağ gölüdür. Çatır Gölü, Kırgızistan ile Çin Halk Cumhuriyeti, Sincan Uygur Özerk Bölgesi Kızılsu Kırgız Özerk İli Uluğçat İlçesi sınırına yakındır.
Divânu Lügati't-Türk'de, "كرنك Körünğ (Biyiz)" "Kaşgar dağlarında bir gölün adı." ve "Kaşgara yakın bir gölün adı."[1] şeklinde yazdığı belkide bu göl olabilir.
Kırgızca'da bu gölün ismi Semavi Göl anlamındadır. Güzel manzaralı Çatır Gölü'nün güneydoğusunda Tanrı Dağları silsilesinde Kırgızistan'nın Narin İli ile Çin'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi arasında sınır olan, Bişkek - Kaşgar A365 karayolu üzerinde, ortalama deniz seviyesinden 3,752 metre yükselikte Torugart Geçiti (Hudut kapısı) bulunur.

Kaynak akarsular
Göle sürekli akan, büyük bir Ak-Say Nehri (Kok-Aygır köyünden akan bir dere) vardır, havzanın kuzeydoğu tarafında göle sularını boşaltır, ki onunla birlikte göle devamlı akan üç küçük, Muz-Ter, Tue-Bel ve Taş-Bulak gibi akarsular da vardır. Ayrıca, havzanın, kuzey ve güney sırtlarında, göle akan, mevsimlik çok sayıda dereler de vardır.

İklim
İklim, karasal olup yüksekliğe göre değişir. Göl, Eylül'den Haziran ayına kadar buz ile kaplıdır, buz kalınlığı 1,5 metreye ulaşır, bu demek oluyor ki, önemli hacimde göl suyu, yılın 9-10 ayında dondur.

Doğa koruma alanları
Kırgızistan'da Karatal-Japırık (Karatal-Japyryk) Doğa koruma alanı üç bölümden oluşur, bunlar Çatır Gölü (ve çevresi), Son Göl (ve çevresi) ve Son Göl yakınındaki Ormanlardır[2]. Birleşmiş Milletler Çevre Programı gereği Çatır Gölü 19000 hektar alan koruma altına alınmış ve 1971 yılında resmileşmiştir[3].

Su bilimi ile ilgili bilgiler
Çatır Gölü'nün su rengi dört metreye kadar sarımsı-yeşil ile saydam arasındadır. Göl suyu oldukça tuzludur ve pH değeri 5,8 ile 6,0 arasındadır. Çözülmüş oksijen seviyesi, yaz boyunca ortalama 40 - 60% oranında doyma değeri ve pH değeri oldukça alkalik[4]'dir. Akış oranı, kış aylarında 1,866 m3 ve yaz aylarında 3,629 m3'e kadar ulaşır. Bu gölde balık bulunmaz, fakat güneyden ve batıdan bu göle dökülen bazı akarsularda Tibet kar alabalıklarından, cüce Diptychus maculatus (scaly osman) bulunur.

Göçmen su kuşları
Yüzücü ördekler'den Angut (Tadorna ferruginea), (Anas crecca), (Anas platyrhynos), (Anas acuta), (Anas querquedula) ve Dalıcı ördekler'den (Aythya ferina), (Aythya nyroca), (Aythya Fuligula) gibi ördek türleri bolca görülür. Burada, kendine özgü Pamir türlerine benzer Kahverengi-başlı martı (Larus brunnicephalus)'nın gözetlendiği tek yerdir.


Rusya'daki göller

-->Baykal Gölü

Baykal Gölü (Türkçe: Bayköl, Rusça:о́зеро Байка́л), dünyanın en derin gölü olarak anılmaktadır. Sibirya'nın güneyinde, Irkutsk Oblast ve Buryatya arasında yer alır. Irkutsk şehrinin yakınında bulunan göl, "Sibirya'nın Mavi Gözü" diye adlandırılır. Yüzölçümü yaklaşık 31.722 km²'dir (adalar hariç). Uzunluğu 636 km., en geniş yeri 79.5 km.'dir (Onguren ve Ust-Barguzin köyleri arasında). Gölün tabanı deniz seviyesinin yaklaşık 1285 m. altındadır. Gölün dibindeki tortul kayaçların yaklaşık 7 km. kalınlığında olduğu tahmin edilmektedir. Bu da gölün yeryüzündeki en derin yarıklardan biri olduğunu göstermektedir.

Tarih
25-30 milyon yıl tahmin edilen yaşıyla jeolojik olarak en eski göllerden biri olarak kabul edilmektedir. Tarihte kullanılan adları, Lamu (deniz), Beihai (kuzey denizi), Tengis (deniz), Baigal (baygal - muren - baykal nehri), Baikal (Rus yayılmasından sonra).



Dünyada sadece Ladoga Gölü ve Baykal'da tatlı su foklaları yaşamaktadır.[1] Dünyadaki içme suyunun yakalaşık %20 si burdadır.
Rusya, gölün araştırılması için göle özel denizaltı yapmıştır. Derinliği 1,5 km dir. Gölde sadece buraya özel endemik balık türleri yaşamaktadır. Göl, kendine özgü bir ekosistem oluşturmuştur

-->Ladoga Gölü

Ladoga Gölü, (Rusça: Ладожское озеро, Fince: Laatokka) Rusya Federasyonu'na bağlı Karelya Cumhuriyeti ile Leningrad eyaleti sınırları içinde kalan bir tatlı su gölüdür. Ladoga Gölü Avrupa'nın en, dünyanın ise 15. büyük gölü.

Genel
İçindeki adalar hariç, gölün yüzölçümü 17,700 km² dir. Kuzeyden güneye uzunluğu 219 kilometre, genişliği 83 kilometredir. Ortalama derinliği 51 metre ölçülen gölün en derin noktası 251 metredir. Gölün içinde toplam yüzölçümleri 435 km²ye varan 660 ada bulunur. Anakarada suladığı alan ise 276,000 km²yi bulur. 61°00′K 31°00′D koordinatlarında bulunan göl deniz seviyesinden 4 metre yüksektedir.

Kaynakları
Ladoga Gölü etrafında bulunan irili ufaklı 50,000 göl ve her biri 10 kilometreden uzun olan 3,500 akarsuyu da kapsar. Göl sularının %85'ini akarsulardan, %13'ünü yağışlardan, %2'ni de yeraltı kaynaklarından sağlar. Gölün beslendiği en önemli kaynaklar şunlardır;

  • Onega Gölü'nden doğan Svir Nehri
  • Ilmen Gölü'nden doğan Volhov Nehri
  • Saimaa Gölü'nden doğan Vuoksi Nehri
  • Syas Nehri

Gölün kıyısında kurulmuş şehirler

  • Shlisselburg
  • Novaya Ladoga
  • Syasstroy
  • Pitkyaranta
  • Sortavala
  • Lakhdenpokhya
  • Priozersk

Çeşitli

  • Göl Ladoga Foku adı verilen canlıların doğsl yaşam alanıdır
  • Ladoga balıklar ve balıkçılık bakımından oldukça zengin bir göldür.
  • Ladoga Gölü sayesinde, Volga Nehri'nden Baltık Denizi'ne su yolu ile ulaşmak mümkündür.

-->Onega Gölü

Onega Gölü, Rusya'da göl.
Onega Gölü (Onego Gölü olarak da bilinir), Petersburg'un 320 km kuzeydoğusunda yeralan, Avrupa'nın ikinci (yakınındaki Ladoga Gölü'nden sonra) büyük tatlı su gölü olan Onega Gölü'nün yüzölçümü 9800 km2, uzunluğu 240 km, genişliği 100 km dolayındadır. Yılda altı ay donan gölün kıyılarındaki tek büyük kent, Petrozavodsk'tur.

-->Peipus Gölü

Peipus Gölü (Estonca: Peipsi-Pihkva järv, Rusça: Чудско-Псковское озеро, Almanca: Peipussee) Kuzey Avrupa'da, Estonya - Rusya sınırı arasında yer alan bir tatlı su gölüdür. Ladoga, Onega ve Vänem göllerinden sonra Avrupa'daki dördüncü büyük göldür.
58°41′K 27°29′D koordinatlarında bulunan gölün kıyı uzunluğu ise 520 kilometredir.
3555 kilometrekarelik bir alan kaplayan gölün ortalama derinliği 7 metre olup, en derin yeri 12,9 metredir. Endüstriden kaynaklanan kirlilik problemlerinin yaşandığı gölde balıkçılık yapılır. Gölün kıyısında birçok park, koru ve piknik alanları bulunur.

-->Ubsa Gölü

Ubsa Gölü, Uvs Gölü, (Moğolca: Увс Нуур - Uvs Nuur, Rusça: Убса - Ubsa, Tuvaca: Успа-Холь - Uspa Hol) büyük bir bölümü Moğolistan'da küçük bir kısmı ise Rusya Federasyonu sınırları içerisinde yer alan yüksek tuz oranına sahip bir kapalı havza gölüdür. 3.350 kilometrekarelik yüzölçümüyle Moğolistan'ın en büyük gölü olma özelliğini taşıyan göl, deniz seviyesinden 759 metre yükseklikte bulunur.[1] Gölün kuzeydoğu ucu Moğolistan sınırlarını aşarak, Rusya Federasyonu'na dâhil olan Tuva Cumhuriyeti topraklarına girer. Çevresindei en büyük yerleşim birimi Ulaangom kentidir. Çok sığ ve tuzlu olan bu gölün suyu binyıllar önce bölgeyi kaplayan bir tuzlu denizin kalınıtlarıdır.

Coğrafya
Ubsa Gölü, en açık noktalarında 84 kilometrelik uzunluğa, 79 kilometrelik genişliğe sahiptir. Ortalama su derinliği 6 metre dolaylarındadır. Han Höhii tepesi ile diğer kurak bölgelerden ayrılır. Yaygın bir yanlış kanının aksine göl kırık (fay) gölü değildir. Gölü besleyen başlıca akarsular, doğuda Baruntara, Nariin ve Tesiin; batıda Altay Dağları'ndan doğan Harhiraa ve Sangil nehirleridir.[2]

Doğal çevre
Herhangi bir çıkışı olmayan büyük yüzölçümlü Ubsa Gölü'nün suyu çok tuzludur. Suyunun okyanuslarınkinden yaklaşık 5 kat dafa fazla tuzlu olmasının nedeni sülfat ve sodyum iyonlarıdır.
Göl, her yıl ekim ile mayıs ayları arasında donar. Yaz aylarında su sıcaklığı yüzeyde 25°C ile altlarda 19°C arasında değişir. [2]
Ubsa Gölü'nde bugüne dek 29 değişik balık türü saptanmıştır. Ancak bu türlerden hiçbiri insanlar tarafından tüketilebilecek nitelikte değildir.[3]

Korunan bölgeler
Gölün tamamı ve çevresindeki bölgelerin pek çoğu koruma bölgesi ilan edilmiştir. UNESCO, 12 parçadan oluşan bu bölgeyi anlatmakiçin Uvs Nuur bölgesi adını kullanmaktadır. Bu 12 bölümden her biri Avrasya biyomunun önemli parçalarını oluştururlar.[4]

Ubsa havzası
Ubsa Gölü, 70.000 kilometrekarelik Ubsa havzasının en uç noktasında yer alır ve Avrasya'daki en iyi korunmuş doğal bozkır alanlarındandır. Dünya'nın en kuzeydeki çölü ile en güneydeki tundra alanının birleştiği Rusya - Moğolistan sınırının birleştiği yerde bulunur.[5] Bu havzada Ubsa Gölü ile birlikte pek çok irili ufaklı göl bulunur ve bu göller su kuşlarının göçleri sırasında onlar için yaşamsal rol oynar.
Bu havza, Sibirya ile Orta Asya arasında iklimsel bir geçiş bölgesi olduğu için yıllık sıcaklıklar kışlık -58°C ile yazlık 47°C arasında değişebilir. Bu sert iklim koşullarına karşın bölge 173 kuş türü ile aralarında kar leoparıyla geyik türlerinin bulunduğu 41 memeli türüne yaşam alanı sağlar. Nüfus yoğunluğu çok düşük olup, bölgede yaşayan göçebe halkın üretim için geleneksel yöntemlere baş vurması buradaki doğal bozulmayı en alt düzeyde olmasına yardımcı olmuştur.[6]

-->İlmen Gölü

İlmen Gölü (Rusça: Ильмень), Rusya'nın Novgorod Oblastı sınırları içinde bulunan su kütlesi. Gölün genel yüzölçümü 982km²dir. Fakat su seviyesinin değişimine göre 733'ten 2090 km²ye kadar değiştiği gözlenir. Su seviyesi Volkhov Hidroelektrik Barajıı tarafından düzenlenir. Deniz seviyesinden 18 metre yukarıdadır. 58°20′K 31°20′D koordinatlarında bulunan gölün boydan boya azami uzunluğu 40, en geniş yeri ise 32 kilometredir. Haziran ayında ortalama su sıcaklığı 19-20°dir. Gölü besleyen irili ufaklı 52 kaynak bulunur. Bunlardan en önemlileri:

  • Msta Nehri
  • Pola Nehri
  • Lovat Nehri
  • Şelon Nehri


Türkiye'deki göller

Afyonkarahisar'daki göller

-->Acı Göl

Acı Göl (Çardak Gölü), Afyonkarahisar ve Denizli il sınırları içerisinde bulunan ve Denizli’nin en büyük gölünün genel yüzölçümü 41,5 km²’dir. Bunun 20 km²'si Afyonkarahisar ilinin Başmakçı ve Dazkırı ilçeleri sınırları içerisinde bulunmaktadır. Derinliği ise 150 cm ile 210 cm arasında olan sıg bir göldür, yaz mevsiminde suyu azalır ve yer yer kurur. Göl suyu, çevresindeki dağların küçük derelerinden ve Gemiş su kaynağından beslenmektedir. Denizden yüksekliği 842 m'dir.
İsminden de anlaşılacağı gibi, canlı yaşamayan suyu acı olan gölden ihracaatı da yapılmakta olan sodyum sülfat[1] üretilmektedir. Gölün doğusunda bulunan dağlarda yırtıcı kuşlar ile turna, yaban ördeği, yaban kazı ve flâmingo gibi göçmen kuşlar bulunmaktadır.
Denizli’nin Çardak ilçesinde bulunan Acıgöl ülkemizin tek, dünyanın ise ikinci büyük ve temiz, doğal sodyum potansiyeline sahip kapalı bir havzasıdır. Ülkemizdeki sodyum sülfatın % 98’i doğal kaynaklardan temin edilmektedir. Bunun % 90’ını Denizli'deki Acıgöl’den sağlanmaktadır. Dünyanın en temiz (saf ve toksit madde içermeyen) sodyum sülfatını doğal halde alarak kullanabilmekteyiz. Bu durum büyük bir ekonomik kazançtır. Kağıt, cam, deterjan, tekstil vb. sanayilerin ana girdisi olarak kullanılan sodyum sülfatın tamamı kendi kaynaklarımızdan karşılanabilmektedir. Göl yatağında jips ve tuz katmanları, tuzlu su ortamında oluşan mikroorganizmalar ve yataktaki sülfür bakterilerince ayrıştırılarak mirabilit cevheri şeklinde sodyum sülfat oluşmaktadır. Acıgöl yapay olarak oluşturulamayacak bir doğal değer olup B Sınıfı Sulak Alan olarak koruma altına alınmıştır.


-->Işıklı Gölü

Işıklı Gölü Denizli ve Afyonkarahisar illeri arasında, Çivril ovası üzerinde yer alan bir tatlısu gölüdür. Göl su kuşları için önemli bir yaşam, yumurtlama, kuluçka ve göç ortamı oluşturmaktadır. Bölgede kuluçkaya yatan arasında Küçük Baladan, Alaca Balıkçıl, Küçük-Büyük Ak Balıkçıl, Erguvan Balıkçıl, Çeltikçi, Boz Kaz, Angıt, Pasbaş Dalağan, Deniz Kartalı, Saz Delicesi, Kızıl Şahin, Uzunbacak, Gülen Sumru, Kır İncikuşu önemli örneklerdir. Kışın gölde gözlenen su kuşları arasında Küçük Karabatak, Büyük Ak Balıkçıl, Sakarca Kazı, Boz Kaz, Çamurcun, Kıl Ördek, Kepçel, Batak Çulluğu örnek verilebilir. Ayrıca Deniz Kartalı, Sakallı |Akbaba, Gökçe Delice, Büyük Orman Kartalı, Şah Kartal, Bıyıklı |Doğan, Ulu Doğan bölgede kışlayan yırtıcı kuşlardır. Gölün taşıdığı potansiyel nedeniyle Önemli Kuş Alanı (ÖKA) ilan edilmesi önerilmiştir. Günümüzde göl sulama, balıkçılık ve balık çiftlikleri amaçları ile değerlendirilmektedir.


Bolu'daki göller

-->Abant Gölü

Abant Göl
ü, Bolu'nun 34 kilometre güney batısında bulunan, çam ve köknar ağaçlarının baskın olduğu bir Tabiat Parkı içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan gölü dür. En derin yeri 18 m'dir. Gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen balık literatüre Salmo trutta abanticus olarak girmiştir. Göl birkaç kaynak suyu, iki-üç kısmen devamlı olan akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcuttur. Abant gölünün Ankara yaklaşık uzaklığı 2 saat kadardır.

Burdur'daki göller

-->Burdur Gölü

Burdur Gölü
, Göller Bölgesi göllerinden Burdur ve Isparta illeri arasında yer alan bir göldür. Burdur şehir merkezine çok yakındır. Koordinatları, 37°45' Kuzey, 30°12' Doğu'dur. Ortalama Göl alanı 23700 ha, rakımı 857 metredir. Güneybatısına doğru Burdur'un diğer göllerinden Salda Gölü ile Yarışlı Gölü vardır.

-->
Salda Gölü

Salda Gölü, Burdur'un Yeşilova ilçesinde, ilçe merkezine 4 km. uzaklıkta, ormanla kaplı tepeler, kayalık araziler ve küçük alüvyal ovalarla çevrili hafif tuzlu tektonik bir göldür. Göller bölgesi içindedir. Yüzölçümü yaklaşık 44 kilometrekaredir. 184 metreye varan derinliği ile Türkiye'nin en derin göllerinden biridir.
Kış aylarında önemli sayılarda barındırdığı pasbaş, patka ve dik kuyruk ördek Salda Gölü'nün uluslararası öneme sahip sulak alanlar içerisinde yer almasını sağlamaktadır. Çevresi karaçam ormanlarıyla çevrili olup plajları vardır. Göle 1989 yılında Doğal Sit Alanı statüsü verilmiştir.
Suyunun temizliği ve turkuaz rengiyle oluşan güzel manzaranın yanı sıra, güneybatı ve güneydoğu kıyılarında yer alan küçük kumsallar alanın rekreaktif amaçlı kullanımına olanak sağlamaktadır.
Salda Gölü Burdur ilinin yaklaşık 60 km. batısında yer alır. Türkiye'nin en derin, en temiz, en berrak özelliklere sahip gölü olarak tanınıyor. Deniz seviyesinden yüksekliği 1140 m.'dir.
Göl suyunun terkibinde magnezyum, soda ve kil bulunması bazı cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı sonuçlara sebep oluyor. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre göl suyu sivilcelere iyi geliyor. Gölün arka kısmında kalan orman örtüsü keklik, tavşan, tilki, yaban domuzu, göl ise yaban ördeklerine ev sahipliği yapıyor.



Göl içindeki suların çekilmesiyle görülmeye başlayan yedi beyaz ada, gölün güzelliğine bir başka güzellik katıyor.
Gölün doğusunda Yeşilova ilçesi, güneybatısında Salda, kuzeybatısında Doğanbaba ve kuzeydoğusunda Kayadibi köyleri yer almaktadır.
Son 20 yıldır, göl seviyesinde 3-4 metreyi bulan bir çekilme olmuştur. Hâlen çekilme devam etmektedir.

Denizli'deki göller


-->Acı Göl (Çardak Gölü),

Acı Göl (Çardak Gölü), Afyonkarahisar ve Denizli il sınırları içerisinde bulunan ve Denizli’nin en büyük gölünün genel yüzölçümü 41,5 km²’dir. Bunun 20 km²'si Afyonkarahisar ilinin Başmakçı ve Dazkırı ilçeleri sınırları içerisinde bulunmaktadır. Derinliği ise 150 cm ile 210 cm arasında olan sıg bir göldür, yaz mevsiminde suyu azalır ve yer yer kurur. Göl suyu, çevresindeki dağların küçük derelerinden ve Gemiş su kaynağından beslenmektedir. Denizden yüksekliği 842 m'dir.
İsminden de anlaşılacağı gibi, canlı yaşamayan suyu acı olan gölden ihracaatı da yapılmakta olan sodyum sülfat[1] üretilmektedir. Gölün doğusunda bulunan dağlarda yırtıcı kuşlar ile turna, yaban ördeği, yaban kazı ve flâmingo gibi göçmen kuşlar bulunmaktadır.
Denizli’nin Çardak ilçesinde bulunan Acıgöl ülkemizin tek, dünyanın ise ikinci büyük ve temiz, doğal sodyum potansiyeline sahip kapalı bir havzasıdır. Ülkemizdeki sodyum sülfatın % 98’i doğal kaynaklardan temin edilmektedir. Bunun % 90’ını Denizli'deki Acıgöl’den sağlanmaktadır. Dünyanın en temiz (saf ve toksit madde içermeyen) sodyum sülfatını doğal halde alarak kullanabilmekteyiz. Bu durum büyük bir ekonomik kazançtır. Kağıt, cam, deterjan, tekstil vb. sanayilerin ana girdisi olarak kullanılan sodyum sülfatın tamamı kendi kaynaklarımızdan karşılanabilmektedir. Göl yatağında jips ve tuz katmanları, tuzlu su ortamında oluşan mikroorganizmalar ve yataktaki sülfür bakterilerince ayrıştırılarak mirabilit cevheri şeklinde sodyum sülfat oluşmaktadır. Acıgöl yapay olarak oluşturulamayacak bir doğal değer olup B Sınıfı Sulak Alan olarak koruma altına alınmıştır.


-->Işıklı Gölü

Işıklı Gölü Denizli ve Afyonkarahisar illeri arasında, Çivril ovası üzerinde yer alan bir tatlısu gölüdür. Göl su kuşları için önemli bir yaşam, yumurtlama, kuluçka ve göç ortamı oluşturmaktadır. Bölgede kuluçkaya yatan arasında Küçük Baladan, Alaca Balıkçıl, Küçük-Büyük Ak Balıkçıl, Erguvan Balıkçıl, Çeltikçi, Boz Kaz, Angıt, Pasbaş Dalağan, Deniz Kartalı, Saz Delicesi, Kızıl Şahin, Uzunbacak, Gülen Sumru, Kır İncikuşu önemli örneklerdir. Kışın gölde gözlenen su kuşları arasında Küçük Karabatak, Büyük Ak Balıkçıl, Sakarca Kazı, Boz Kaz, Çamurcun, Kıl Ördek, Kepçel, Batak Çulluğu örnek verilebilir. Ayrıca Deniz Kartalı, Sakallı |Akbaba, Gökçe Delice, Büyük Orman Kartalı, Şah Kartal, Bıyıklı |Doğan, Ulu Doğan bölgede kışlayan yırtıcı kuşlardır. Gölün taşıdığı potansiyel nedeniyle Önemli Kuş Alanı (ÖKA) ilan edilmesi önerilmiştir. Günümüzde göl sulama, balıkçılık ve balık çiftlikleri amaçları ile değerlendirilmektedir


Isparta'daki göller

-->Beyşehir Gölü

Beyşehir Gölü, Türkiye'nin ikinci büyük gölü.
İç Anadolu'nun batısına yakın, Beyşehir, Isparta arasındadır. Yüzölçümü 651 km², uzunluğu 45 km, en geniş yeri 25 kilometredir. Suları tatlı olup, derinliği en çok 10 m civarındadır. Çevresi, yüksekliği 2.000 metreyi aşan dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1.115 metredir. Fazla gelen sular, yapılan bir kanalla doğrudan Çarşamba Suyu'na verilir. Konya Ovasının sulanması için Beyşehir kazası yanında büyük bir regülatör yapılmıştır.
Gölün tabanı neojen göl tortularıyla doludur. Gölün bir özelliği de içinde pek çok adanın bulunmasıdır. Bunlardan bazıları; İğdeli, Akburun, Kızkulesi, Mada, Yılanlı, Külbent adalarıdır. Gölde bol miktarda balık vardır.


-->Burdur Gölü


Burdur Gölü, Göller Bölgesi göllerinden Burdur ve Isparta illeri arasında yer alan bir göldür. Burdur şehir merkezine çok yakındır. Koordinatları, 37°45' Kuzey, 30°12' Doğu'dur. Ortalama Göl alanı 23700 ha, rakımı 857 metredir. Güneybatısına doğru Burdur'un diğer göllerinden Salda Gölü ile Yarışlı Gölü vardır.

Konya'daki göller

-->Tuz Gölü

Tuz Gölü yüzölçümü bakımından Türkiye'nin üçüncü büyük gölüdür. İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Konya ve Aksaray illerinin sınırının kesiştiği yerde yer alır. Türkiye'nin tuz ihtiyacinin %60'ından fazlası bu gölden sağlanır. Ayrıca Tuz Gölü Türkiye'nin en sığ gölüdür. Tuz Gölü Lut Gölü'nden sonra %32,9'luk tuz oranıyla Dünyanın en tuzlu ikinci gölü olma özelliğine de sahiptir. Deniz seviyesinden 905 metre yüksekte ve maksimum ölçüleri kuzeyden güneye 80, doğudan batıya ise 50 kilometredir. Çevresinde 3,000,000'a yakın nüfus gücü tutar.

-->Akşehir Gölü

Akşehir Gölü Eber Gölü gibi, Sultan dağları ile Emir dağı arasındaki çöküntü alanında yer alır. Akşehir ilçesinin yanında İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir göldür. İdari olarak Konya ve Afyonkarahisar illeri sınırları içerisinde yer almaktadır.
Kapalı bir havzada bulunduğundan dışarıya akıntısı yoktur. Buna karşın suları çok az tuzludur. Kıyılardan göle karışan tatlı su kaynaklarının bolluğu, kıyılarda suyun tatlılaşmasını sağlar. Tuzluluk orta kesimlerde ve kuzeydoğuda daha belirginleşir.
Akşehir Gölü Kap, Şimşek, Aynacı, Cevizli, Evliya, Nadir, Akşehir (Tekke), Engilli, Adıyan Çayları, Sorkunlu kaynakları ve ayrıca Sultan Dağlarından inen mevsimlik ve sürekli küçük dereler, göl çevresindeki akiferlerin yer altı suyu akımı ile göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise, göl yüzeyinden buharlaşma ve sulama amacıyla alınan sularla olmaktadır.
Gölün geçmişte Taşköprü çayı vasıtasıyla Eber Gölü ile olan bağlantısı, Eber gölü çıkışına DSİ'nce inşa edilen regülatör ve sulama kanalları ile kesilmiştir.
Göldeki su seviyesi ve göl alanı, yıllara ve mevsimlere göre büyük değişiklikler göstermektedir. 1961-1991 rasat periyodunda en düşük su seviyesi Kasım 1963'de tespit edilmiştir. Buna göre su kodu 955.01 metre, göl alanı 25 500 hektar ve su hacmi 460 milyon m3 olmuştur. En yüksek su seviyesi ise Mayıs 1970'de tespit edilmiş, bu seviyedeki su kodu 959.76 metre, göl alanı 39 000 hektar ve su hacmi 2.1 milyar m3 olmuştur.
Sığ bir göl olup, derinliği 2 ile 4 m arasında değişmektedir. Gölün güneydoğusundaki yaklaşık 10 kilometrelik kıyı şeridi dışında kalan tüm kıyıları seyrek fakat geniş sazlıklarla kaplıdır. Akarsu deltalarında söğüt toplulukları mevcuttur.
Gölün flora ve faunası, Eber gölüyle benzerlik göstermektedir. Eber gölü seviyesinde olmasa bile, yine de ekolojik olarak bol gıdalı (eutrophic) göl sınıfına girmektedir. Sazan ve turna gibi ticari önemi olan balıkların yanısıra beş balık türü daha bulunmaktadır.
Akşehir Gölü de ornitolojik önemi büyük olan göllerimizden biridir. Eber gölünde üreyen, beslenen ve konaklayan bütün kuş türlerine burada da rastlanır.
Göl aynasını çevreleyen geniş sazlıklar, su kuşları için kuluçka alanı, beslenme yeri, sığınma, barınma ve toplanma mekanı olarak son derece uygun bir ortam oluşturmaktadır. Sazlıklar, burada Eber gölüne nazaran daha seyrek olmasına rağmen geniş alanlara yayılması; kuşlara avcılardan korunmak için geniş bir hareket olanağı sağlamaktadır. Yine geniş su aynası, avcılar tarafından taciz edilen kuşların sığınmaları yönünden büyük önem taşımaktadır.
Gölde, sonbahar ve kış başlarında başta yaban kazları ve yaban ördekleri olmak üzere, pelikanlar, dalgıçlar, balıkçıllar, yağmurcunlar ve martı türlerinden oluşan 60-80 bin civarında kuş görülmektedir. Özellikle yaban kazları, kış mevsiminde geceyi çok kalabalık gruplar halinde gölde geçirmektedirler. Türkiye'de görülen yaban kazı populasyonunun en büyüğü (107.000) Aralık 1977'de Tansu GÜRPINAR tarafından Akşehir Gölünde kaydedilmiştir.
Ancak kışın şiddetli dönemlerinde göl yüzeyinin donması sebebiyle, 1-2 ayda olsa göl bu işlevini kaybetmektedir. son yıllarda gölü besleyen dereler üzerine yapılan baraj ve göletler,ayrıca dsi;nin açtığı kuyular yüzünden akşehir gölü 1997 yılında kurumaya yüz tutmuş fakat 2009 yılı itibari ile yağışların iyi olması sebebiyle göl tekrar büyüme göstermiştir.* Nasreddin Hoca'nın Ya Tutarsa! deyip maya çaldığı göldür

-->Altınapa

Altınapa, Konya 'nın batısında bulunan ve kullanma suyunu karşılayan baraj gölüdür. Çevredeki derelerden gelen sularla beslenir. Etrafındaki yeşillik alanlar güzel mesire yerleri oluşturur.


-->Beyşehir Gölü

Beyşehir Gölü, Türkiye'nin ikinci büyük gölü.
İç Anadolu'nun batısına yakın, Beyşehir, Isparta arasındadır. Yüzölçümü 651 km², uzunluğu 45 km, en geniş yeri 25 kilometredir. Suları tatlı olup, derinliği en çok 10 m civarındadır. Çevresi, yüksekliği 2.000 metreyi aşan dağlarla çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği ise 1.115 metredir. Fazla gelen sular, yapılan bir kanalla doğrudan Çarşamba Suyu'na verilir. Konya Ovasının sulanması için Beyşehir kazası yanında büyük bir regülatör yapılmıştır.
Gölün tabanı neojen göl tortularıyla doludur. Gölün bir özelliği de içinde pek çok adanın bulunmasıdır. Bunlardan bazıları; İğdeli, Akburun, Kızkulesi, Mada, Yılanlı, Külbent adalarıdır. Gölde bol miktarda balık vardır.

-->Meke Krater Gölü

Meke Krater Gölü, Konya'nın Karapınar ilçesinde, sönmüş bir volkan kraterinin suyla dolmasıyla oluşan ve ortasında adacıklar bulunan göl. Karapınar-Ereğli yolunun 7 km'deki sapaktan 2 km içerdedir.
Göl ve birincil krater çukurunun uzunluğu 800 m, genişliği 500 m dir. 12 metre derinliğindedir.
400 milyon yıl önce (Pleistosen çağda) volkanik patlama sonucu oluşan bu krater (piroklastik koni), zamanla suyla dolarak göle dönüşmüş ve daha sonra, günümüzden 9000 yıl önce ikinci bir volkanik patlama ile gölün ortasındaki ikinci volkan konisi oluşmuş, zamanla o da suyla dolarak ikinci bir göle dönüşmüştür.
Meke Gölü deniz seviyesinden 981 m yüksekliktekidir. Ana Meke'nin ortasında bulunan ve su seviyesinden 50 m yükseklikte olan volkan konisindeki göl 25 m derinliktedir ve suyu tuzludur. Meke Maarı 2005 tarihinde Ramsar Sözleşmesi'nin listesine dahil ettirmiştir.
Adayı oluşturan volkanik kütlenin yapısı, en şiddetli yağmurları bile hemen emecek yeteneğe sahiptir. Meke'nin biçiminin binyıllardır bozulmamasının nedeni budur.
Ama son yıllarda Konya havzası'ndaki yeraltı sularının bilinçsiz tüketimi yüzünden yaz aylarında tamamem kurumaktadır.

-->Çavuşçu Gölü

Çavuşçu Gölü, 51 km² alana sahip, etrafı sazlık ve bataklıklarla kaplı tektonik bir tatlı su gölüdür. Doğanhisar çayı, Çiğil deresi ve Bulcuk çayı ile beslenir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1019 m., derinliği ise 2-10 m.’dir. Batısında Açık Ilıca adı verilen sıcak su kaynağı vardır. Güneydoğusundaki Yorazlar çeşmesi, halk tarafından şifâlı su olarak bilinir. Kışın kar ve yağmur suları ile dolan göl alanı, yaz mevsi-minde Atlantı ve Ilgın ovalarını suladığından, göl sularının çekildiği arazilerde vatandaşlar tahıl ürünleri ekmektedirler. Gölün kuzeyindeki Şarampol tepe, göl seviyesinden 75 m. yüksekliktedir. 1960 ve 1977 yılla-rında kısmen ağaçlandırılmış ise de 2001 yılında ağaçlandırma çalışmaları ciddi bir biçimde ele alınmıştır. Şarampol tepe, ileride güzel bir piknik alanı olmaya adaydır. Göl kurumak özeredir.


Kütahya'daki göller

-->Simav gölü

Simav gölü, Simav ilçesinin kuzeybatısında Simav Ovası'nda bulunan şu anda 5 km2'lik bir alana sahip olan göl sazlık ve bataklıktır. 1967 yılında DSİ tarafından 2065 hektarlık göl drenaj kanallarıyla kurutulmuştur. Kurutulması 1982'de tamamlanmıştır. Şu anda göl arazisinde tarım yapılmaktadır.

Sakarya'daki göller

-->Sapanca Gölü

Sapanca Gölü, Adapazarı ile İstanbul arasında Kocaeli sınırına yakın bölgede, Sapanca ilçesi içinde yer alan bir göldür.
Yazın ve kışın seyahat eden yolcuların uğrak noktası olan Sapanca Gölü kıyısında çeşitli balık restoranları ve pansiyonlar bulunur. Kaynağını dağlardan gelen kar suları ve Derbent deresinden alan gölde, turna balığı, yayın balığı, sazan türleri ve alabalık bol miktarda bulunur. Sapanca gölü Cok güzeldir herkesin gelmesini tavsiye ediyoruz.
Uzunluğu 16 km, en geniş yeri ise Sapanca ile karşı kıyı arası olup, 5,5 kmdir. Yüzölçümü 42 km2, en derin yeri ise Sapanca açıklarında 61 mdir.Yağış alanı, 252 km2yi bulan Sapanca Gölü, genel olarak güneyindeki dağlardan gelen derelerle beslenir. Gölde yılda ortalama 75 cm kadar bir seviye değişikliği görülür. Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında çark deresi kapakları açılarak bir nevi su tahliyesi sağlanmakta ve gölün seviyesi bu şekilde dengede tutulmaktadır.

Van'daki göller

-->Van Gölü

Van Gölü veya yöresel adıyla Van Denizi, Tatvan ilçesi sınırları içerisinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu varsayılan volkanik bir göldür.
Çok sayıda koyu bulunan Van Gölü'nün yüzölçümü 3.713 km²'dir. Van Gölü hem tatlısu hem de deniz ekosistemlerinden farklı bir sucul ekosistemdir. Suları tuzlu ve sodalıdır. Göl suyu tuzluluk oranı %o19, pH'sı ise 9.8 dir. Göl su seviyesi iklime bağlı olarak yükselip, düşmektedir. Ancak ortalama olarak denizden yüksekliği 1646 metredir. Gölün ortalama derinliği 171 m, en derin yeri ise, 451 metredir. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Bunlar; Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarıdır. Adalar tarihi ve turistik özelliğe sahiptir ve 1990 yılında Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmişlerdir.
Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölüdür ayrıca Türkiye'de bulunan en büyük göldür. Gölün tuzlu-sodalı suları, biyolojik çeşitliliği sınırlamaktadır. Gölde bilinen 103 tür fitoplankton, 36 tür zooplankton ve tek bir tür balık inci kefalı, (Chalcalburnus tarichi) yaşamaktadır. Göl etrafı karadan 430 km.'dir. Yöre halkına göre gölde bir canavar yaşamaktadır. Söylentiyi çıkaranların amaçlarının bölgeye turist çekmek olduğu söylense de, söylentileri araştırmak amacıyla bölgede pek çok bilimsel araştırma ekibi çalışmalar yapmıştır. İstanbul-Tahran demiryolu hatlarını da bağlamaktadır. Türkiye ve İran'a bağlanan demir yolu 1970 lerde yapılmıştır.

İstanbul'daki göller

-->Büyükçekmece Gölü

Büyükçekmece Gölü, Marmara Bölgesi'nde, Çatalca yöresinin güney kesiminde kıyı gölü. Göl, İstanbul'un içme suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Göl, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yapılarla derinleştirilmiştir. Gölün deniz ayağına bir baraj yapılmıştır. [2] Çatalca yöresinden güneye doğru inen derenin (Karasu, Delice Çayı) aşağı çığırının yükselen deniz seviyesi altında kalmasıyla koy halinde oluşmuş, sonra önü, koyun orta kısmında çakıl, kum ve kil gibi maddelerin meydana getirdiği bir dil ile tıkanmıştır. Bu dil üzerinde gölü denize bağlayan bir kesinti bulunur ve bunun üzerinden çok gözlü tarihi bir köprü olan Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü geçer. Büyükçekmece Gölünün Marmara Denizi ile birleştiği yerde Büyükçekmece Barajı yer alır. Baraj ile deniz arasında hafif tuzlu bir göl, su odacıkları ve sazlıklar bulunur. Gölde balık da tutulur. Gölde eskiden 30 tür balık varken bu sayı halihazırda 4'ü yabancı tür olmak üzere 15 tür balık kalmıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların büyük olmasından alır. [2]


-->Durusu

Durusu (Terkos), İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan bir göl ve köy.
İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıkta olup, 40’ 19’’ kuzey ve 28’ 32’’ doğu koordinatları arasında bulunan, lagün kökenli, az tuzlu bir göldür. Gölün denizden yüksekliği +4,5 ile -1 metre arasındadır. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenen Durusu’nun, 39 km² su alanı vardır ve en derin yeri 11 metredir.
162 milyon m³/yıl su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %22’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

-->Küçükçekmece Gölü,

Küçükçekmece Gölü, Marmara Bölgesi'nde, İstanbul'da Küçükçekmece ile Avcılar ilçeleri arasında yer alan göl.
İstanbul'un 15 km Batısında, deniz seviyesinde yer alır. Denizden, kıyı boyunca taşınan kum ve çakılların meydana getirdiği sığ bir dil ile ayrılır. Ancak bu dil, doğu ucunda gölün ayağı olan dere ile kesintiye uğrar. Bu dere gölün fazla suyunu Marmara Denizi'ne boşaltır. Denizin kabardığı zamanlarda da deniz suyunu göle akıtır. Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur. Göle kuzeyden Nakkaş Deresi, Sazlıdere ve Ekşinoz suları karışır. Göl, bu derelerin birleşik aşağı çığırlarının deniz tarafından kaplanmasıyla meydana gelen bir halicin önünün tıkanması sonucu lagün halini almıştır. Göl adını köprü olmadığı zamanlarda üzerinde yer alan çekmece adı verilen elle çekilerek karşıya geçmek için kullanılan salların küçük olmasından alır.
İstanbul'un banliyö semtleri, gölün doğu kenarına kadar gelir. (Küçükçekmece, Soğuksu, Menekşe, Halkalı). Göl ağzının doğusunda (Florya) ve dil üzerinde plaj kuruluşları vardır.
2008 yılında Kocaeli Üniversitesi ve Bristol Üniversitelerinin ortak çalışmaları ile çok yeni ve önemli arkeolojik buluntular keşfedilmiştir. MS 557’deki büyük depremde yok olduğu sanılan Bathonea kentine ait olduğu düşünülen bazı kalıntılar bulunmuştur. Çalışmalar sırasında bulunan kent kalıntıları, arkeologlara buranın yazılı kaynaklarda geçen ancak yeri şimdiye kadar tespit edilemeyen “Bathonea” kenti olduğunu düşündürdü. Bölgede bulunan evlerin birçoğunun kendisine ait iskelesi olması ve çok sayıda antik çapanın bulunması da dönemi anlatan tarihçi Procopius’u doğruluyor.
Araştırmaların en heyecan verici noktası ise gölün Kuzeybatı’sında Firuzköy Mahallesi, Avcılar kıyısındaki yarımadada deniz tabanındaki fener kalıntılarıydı. Fenerle ilgili ilk bulgu, göl içindeki sığlığın üstünde kalan iki taş bloktu. Blokların çevresinde yoğunlaşan sualtı arkeologları, duvar formları, mermer döşeme parçaları, seramik kalıntılar ve çok miktarda kiremit-tuğla parçaları buldular. Kalıntılar üzerine yapılan çizim çalışmaları iki farklı yapının temellerini ortaya çıkardı. Denize uzanan rıhtımın açığındaki fenerden alınan kalıntılar, Bothonea’nın önemli bir liman kenti olduğunu da gözler önüne serdi. İlk fener kalıntıların, bugünkü İstanbul’un yerinde Helenistik dönemde Milattan Önce 7. yüzyılda kurulan Byzantion’la aynı döneme ait olduğu sanılıyor. Büyük blok taşlardan alınan harç malzemesi, 5. yüzyılda II. Teodosios tarafından yapıldığı sanılan Bizans’ın dış surlarının harcıyla karşılaştırıldığın büyük benzerlikler bulundu.

Jeoloji
Durusu yerkabuğunun şekillendiği dönemlerde Karadeniz’de bir koy iken günümüzde alçak bir kumsalla denizden ayrılmış, içinde yüzlerce canlının barındığı bir göle dönüşmüştür.

Tarih
Köyün tarihi yaklaşık 1000 yıl öncesine kadar dayanır. Bugünkü köyün kuzey batı istikametinde göl kenarında kale içi olarak bilinen yarım ada üzerinde Cenevizliler tarafından bir korsan yatağı olarak kurulmuştur. O zamanlar deniz ve gölün irtibat halinde olduğu, daha sonraları doğal etkenler ile bir birinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaleiçi olarak bilinen yarım ada üzerinde bulunan kale kalıntılarında kale içinde Trikos adında bir manastırın bulunduğu ve köy ile gölün adının buradan geldiği anlaşılmaktadır.
19 yy. da İstanbul’a gelen bir Fransız elçisi şehrin susuzluğunu gözlemler ve Osmanlı Sarayından bir heyeti Fransa’ya davet eder. Fransızlar istenirse şehrin su probleminin çözümlenebileceğini belirtirler. Çizilen krokilerde Terkos gölünü su kaynağı olarak gösterirler. 1855 yılında şimdiki fabrika binasının temeli atılır ve 2 sene süresinde fabrika inşaatı bitirilerek İstanbul’a su sağlanır.

-->Durusu

Durusu (Terkos), İstanbul ilinin Avrupa yakasında bulunan bir göl ve köy.
İstanbul’un kuzey-batısında, kente yaklaşık 40–50 km. uzaklıkta olup, 40’ 19’’ kuzey ve 28’ 32’’ doğu koordinatları arasında bulunan, lagün kökenli, az tuzlu bir göldür. Gölün denizden yüksekliği +4,5 ile -1 metre arasındadır. Fındık Dere, Deli Yunus deresi ve çok sayıda kaynak suyu ile beslenen Durusu’nun, 39 km² su alanı vardır ve en derin yeri 11 metredir.
162 milyon m³/yıl su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %22’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

Jeoloji
Durusu yerkabuğunun şekillendiği dönemlerde Karadeniz’de bir koy iken günümüzde alçak bir kumsalla denizden ayrılmış, içinde yüzlerce canlının barındığı bir göle dönüşmüştür.

Tarih
Köyün tarihi yaklaşık 1000 yıl öncesine kadar dayanır. Bugünkü köyün kuzey batı istikametinde göl kenarında kale içi olarak bilinen yarım ada üzerinde Cenevizliler tarafından bir korsan yatağı olarak kurulmuştur. O zamanlar deniz ve gölün irtibat halinde olduğu, daha sonraları doğal etkenler ile bir birinden ayrıldığı anlaşılmaktadır. Kaleiçi olarak bilinen yarım ada üzerinde bulunan kale kalıntılarında kale içinde Trikos adında bir manastırın bulunduğu ve köy ile gölün adının buradan geldiği anlaşılmaktadır.
19 yy. da İstanbul’a gelen bir Fransız elçisi şehrin susuzluğunu gözlemler ve Osmanlı Sarayından bir heyeti Fransa’ya davet eder. Fransızlar istenirse şehrin su probleminin çözümlenebileceğini belirtirler. Çizilen krokilerde Terkos gölünü su kaynağı olarak gösterirler. 1855 yılında şimdiki fabrika binasının temeli atılır ve 2 sene süresinde fabrika inşaatı bitirilerek İstanbul’a su sağlanır.

Türkmenistan'daki göller

-->Kara Boğaz Göl

Kara Boğaz Göl (Türkmence: Garabogazköl) Türkmenistan'ın kuzeybatısında deniz seviyesinin birkaç metre altında bulunan bir göldür. Yüzölçümü 12,000 km² olan göl Hazar Denizi'nden çok ince kumdan bir kemer ile ayrılmaktadır fakat su seviyesinin yükseldiği dönemlerde Hazar Denizi ile birleştiği için coğrafî olarak bazen göl, bazen körfez özelliği gösterir.
Gölün tuzluluk oranı, Hazar Denizi'ne kıyas ile çok yüksektir. Hazar Denizi'nin tuzlulık oranı %1,2 iken Kara Boğaz Göl'ünki %35 civarındadır. Bu nedenle denize ait hemen hemen hiç bir bitki burada yaşa



İmza yok!


        Yağmur
Forum Sorumlusu
Rep Gücü : 0 [+]
Nerden : Belirtilmedi
Yaş : 16
Cinsiyet : Bayan
Paylaşım : % 733,2
Tecrübe : % 32,8
Güç : % 766
Son Giriş : 28.08.2011 12:28:38
13.08.2011 00:53:02


  Asya kıtasındaki göller ..  
#1

Çin'deki göller

-->Ebinur Gölü

Ebinur Gölü (Rusca: Эби-Нур; Çince; 艾比湖; Pinyin: Àibǐ Hú) Bortala Moğol Özerk İli toprakları içinde, Kazakistan yakınındadır. Batısında Bortala (博乐市 Bólè Shì ) şehri konumlanır.
Cungarya havzası'nın ortasındadır. Çok yüksek bir tuz oranı (87 g/litre) nedeniyle, hiç bir bitki veya balık gerçek gölde yaşamaz, yine de birçok çeşit balıklar onun kaynak nehirleri ağızlarında yaşarlar. Göl denizden 189 metre yükseklikteki alanda bulunur.


-->Bosten Gölü veya Bağraş Gölü

Bosten Gölü veya Bağraş Gölü (Çince: 博斯滕湖, Pinyin: Bósīténg Hú; Uygurca: باغراش كۆلى, Baƣrax Kɵli, Bağraş köl), Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesinde, Bayangolin Moğol Özerk İlinde Korla şehri'nin 57 km kuzey doğusunda, Bağraş İlçesi toprakları içinde ve Orta Asya'nın en büyük gölüdür. Deniz'den yüksekliği ortalama 1,048 metredir.
Bosten Gölü'nün en önemli yüzde 83'ü varan su kaynağı Kaydu Nehridir.[1]
Kaşgarlı Mahmud, Türk Dili'nin en eski ve değerli sözlüklerinden Divân-ı Lügati't-Türk'te;
"يلدزكول Yolduz köl" "Küçe, Kinğüt ve Uygurlar sınırında bulunan bir göl."[2] olarak tanımladığı bu göldür.

Doğal yapısı
1957 yılında Rus mühendis Jida, gölün dibine deneme burgu yapmış ve gölün 4000 yıl önce oluştuğunu tahmin etmiştir. Çinli Li Daovuan ünvanı Shui Jin Zhu ölümünden önce Milattan sonra 527 yılında şimdiki gölün yerinde sadece bataklık bir bölge olduğunu yazmıştır. Qing Hanedanı Jiaqing (Çince: 嘉慶, Mançu: Saicungga fengšen) zamanında (1798–1820) Xu Song gölün etrafını gezer ölçüm yapar. O zamanlar göl, 138 km uzunlukta, 23 km genişlikte ve 16 metre derinlikte, çevresi bataklıkla kaplıymış.

Balık türler
Bosten Gölünde, (Abbottina rivularis)[3], (Abbottina rivularis)[3], Sazangiller Cyprininae alt-familyasından (Ctenopharyngodon idella)[4], (Cyprinus carpio haematopterus)[5], Mersin balığıgiller'den Sibirya mersin balığı (Acipenser baerii baerii)[6], (Diptychus maculatus)[7] ve Aspiorhynchus laticeps gibi tatlı su balık türleri yaşar.

Önemi
Bosten Gölü, bol balık bulunması, etrafının bataklık ve sulak oluşu nedeniyle bu bölgede önemi büyüktür. Bosten Gölü ve Kaydu Nehri ile birlikte Yenci Havzasındaki ortalama 100.000 hektar alan tarla ve bahçeler sulanır. Yıllık buharlaşma ortalama 2,902 milimetredir. Verilen demeçlere göre 1964 yılında 1. Aralık ile 28. Şubat arasında 5 milimetre ve 1. Haziran ile 31. Ağustos arasında 10 mm yağmur yağmıştır, ortalama sıcaklık Ocak ayında −10 °C ve Haziran'da + 28 °C; yıllık ortalama sıcaklık 9,5 °C'dir.

Bosten Gölü Etiyoloji (neden bilimi) söylentisi
Bosten Gölünün isim kökeni bir neden bilimi (Etiyoloji) söylentisine bağlanır ve şöyle açıklanır; önceleri Yenci Havzasında böyle bir göl yokmuş sadece büyük bir bozkır'da bir birbirlerini çok seven genç bir çift yaşarmış, oğlanın ismi Bosten kızın ismide Gaya, fakat birgün Gökteki Yağmurtanrısı kızı kaçırıp kendi karısı yapmak ister, bunu gören Bosten onunla savaşır ve yener, fakat o çok bitkinlikten ölür. Bunu gören Gaya çok üzülür ve ağlar ve hep ağlar. Gaya'nın göz yaşlarından o bozkır bir göle dönüşür. Bu çifti anmak için gölün ismine Bosten Gölü denilmiştir.

Bosten Gölü yanındaki Çin'in nükleer test alanı
Çin 1. Nisan 1960 yılında Lop Nur Nükleer test bölgesini, 100 km Bosten Gölünün güneydoğusundaki Qinggir'de Kuruk Dağlarında, dünyanın en büyük nükleer test alanını (100.000 km²) yapmıştır. Burada 1964 ve 1996 yılları arasında toplam 45 yerüstünde (en son 16. Ekim 1980) ve yeraltında atom bombasının denemesi yapılmıştır. Üs, bir Havaalanı ve yeni yerleşim birimi (马兰公安管区) denilen Uxxaktal beldesinin batısında Hoşut İlçesinde bulunur. Yerüstünde yapılan Atom bombası denemeleri sonucunda güneybatı Sincan'da yaşayan yerel halkta anlaşılmaz hastalıklar göze çarpmıştır, Çin yöneticileri verdikleri demeçlerde, o insanların atomik radyasyon sonucunda hastalanmadıklarını açıklamışlardır. Şimdi Lop Nur Nükleer test alanı, çok sıcak ve yüksek atomik radyasyonlu artıklar için geçici depo veya son depo olarak kullanılmaktadır.


-->Kanas Gölü

Kanas Gölü, (Çince: 喀納斯湖; pinyin: Kānàsī Hú; Rusca: Канас) Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesinin kuzeyinde, Altay İline bağlı Burçin İlçesi kuzeyinde bir tatlısu gölüdür.

Bölgenin doğal yapısı
Kanas Gölü Altay Dağlarının yakınında Çin'in en derin tatlı su gölüdür. Yaklaşık 117 farklı kuş türleri gölün etrafında yaşarlar. Ayrıca bütün göl bölgesinde doğada yabani yaşayan göçmen 20 çeşit hayvanlar, Çin ulusal koruması altına alınmıştır.

Bikti örtüsü
Kanas Gölü etrafındaki bitki örtüsü, başlıca çayırlardan ve karakteristik tayga'ya özgü bitkilerden olan kozalaklı Karaçam (melez çamı) (Larix sibirica), Ladin (alaçam) (Picea obovata), Çam (Pinus sibirica), ve Köknar (Abies sibirica) gibi ağaç ormanlarından oluşturur. Ayrıca Ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından (Ziziphora clinopodioides)[1] nane türüde bu bölgede bolca yetişir.

Yabani Hayvanlar
Doğal korumaya alınmış bölge, Kar parsı (Panthera unica), Avrasya vaşağı (Lynx lynx), Kızıl geyik (Cervus elaphus), Samur (Martes zibellina), Dağ keçisi (Capra ibex), Yabani koyun (Ovis ammon), Arktik yaban tavşanı (Lepus timidus), ve kuşlardan Orman tavuğu[2] (Tetrao tetrix), elâ orman tavuğu (Bonasa bonasia), fındık tavuğu[3] (Tetrao bonasia) gibi dikkati çeken yabani hayvanları barındırır.[4]

Balık türleri
1987 yılında Sincan Üniversitesi yetkilileri bir araştırma yapmışlar ve latince ismi Hucho hucho olan uzunluğu üç ile dört metreye ulaşan Taimen balığının yaşadığını tesbit etmişlerdir. Soğuk su gölünde en önemli tatlısu balıklarından, ilk önce Alabalıkgiller'den Hucho hucho, Somon balığı, Nehir Morinaları gibi balık türleri yaşar.

Bölgenin etnik yapısı
1956 yılında Çin'li Türk dilbilimcisi Geng Shimin Burçin ve Kaba İlçeleri ile ilgili bir metin yazar. O zamandan sonra ve 1980'li yılların sonlarında, dilbilimsel kapsamlı alan çalışması bu bölgede uygulanır. Bir alan araştırmacısı olan, Talant Mawkanuli, Larry V. Clark ve György Kara, Bloomington'nun gözetimi altında bir doctoral sesbilim ve şekilbilim "Jungar Tuva" ismindeki savında, Kanas Gölü etrafında sayıları 2,000'den daha az olan kişiler tarafından Tuvaca konuşulduğunu yazmıştır (1998).
Kazakistan sınırı yakınında kuzey Sincan Uygur Özerk Bölgesinde, eski Sovyetler birliğinde ve Moğolistan'da Tuvaca veya Tuva Türkçesi konuşanlar bulunur. Kazaklara komşu olan bu dile ve konuşanların diline Diwa, Soyan, v.b. denilir, ve kök monč** diye söylerler, "mavi boncuk" (karşıtı Gök Monjaq) olarak tanımlanır. Onlar Junggar Altay Özerk bölgesinde yaşarlar, etkin olarak Burçin İlçesi'nde Kom (Khom, K'u-mu, Hom Hanas Mongolzu Xiang) ve Kanas (Khanas) köylerinde ve Kaba İlçesindeki ** Khawa 'da, onlar bu bölgeye kendi deyimleriyle dört ken, yani "dört nehir" derler.[5]
Bu yörede Tuvalar'ın geniş bir nüfusu vardır ve üç köyleri bulunur. Tuvalar eski kır evlerinde doğa ile uyumlu hayatlarını sürdürürler.

Turizm
Ressamlara kaynak olacak güzellikte olan Kanas Gölü, ormanla kuşatılmış, daha çok Tuvaların yaşadığı, Çin Ulusal Turizm 5A alanı olarak sınıflandırılır. (Çince: 布尔津喀纳斯湖国家地质公园) Burçin Kanas Gölü Ulusal jeo koruma altına alınmış bölgedir.


-->Karakul Gölü

Karakul Gölü, (Kırgızca: kara köl; Çince: 喀湖) yaklaşık olarak 200 km Kaşgar'a uzaklıkta Kızılsu Kırgız Özerk İli sınırları içinde, Karakurum Karayolu üzerinde, daha Taşkurgan Tacik Özerk İlçesi gelmeden Khunjerab Geçiti Çin - Pakistan sınırı yakınlarında denizden 3600 metre yükseklikte bulunan bir dağ gölüdür.
Karakul Gölünün etrafında Muzdağ-Ata Dağı (7.546 metre), Mongur Dağı (7.649 metre) ve Mongur 9 (7.530 metre) gibi tepeleri bütün yıl karla kaplı yüksek dağlar bulunur.


-->Sayram Gölü

Sayram Gölü (Rusca: Сайрам-Нур; Çince; 塞里木湖; Pinyin: Sàilǐmù hú) Bortala Moğol Özerk İli toprakları içinde, Tanrı Dağları'nın yakınındadır.
Kazak dilinde Sayram; dua, nimet, lütuf, şükran veya bereket anlamındadır.
Ayrıca Santai Haizi, Sairam Nur ismi ilede bilinir. Göl 458 km² geniş alanı kaplar ve denizden 2070 metre yüksekliktedir. Zengin bir doğa güzelliğine sahip olan Sayram Gölü Resmi doğa parkları listesini alınmış ve koruma altındadır.[1]. Bu Doğal park Sayram Gölün etrafındaki Orman, Bozkırlarla birlikte 1301,4 km² alanı kapsar.

Doğu Türkistan'daki göller


-->Ayding Gölü

Ayding Gölü, (Uygurca: ئايدىڭكۆل, Ayding Kɵli, Ayding köl; Çince: 艾丁湖, Aīdīng Hú) Sincan Uygur Özerk Bölgesinde Turfan Havzasında (çöküntü) bir göldür. Deniz yüzeyinden 154 metre altında olan dünyada ikinci en düşük noktasıdır.[1]. Şimdi bu göl tamamen kurumuş ve çok çamurlu ve tuzludur.[2]. Turfan şehrinin 50 kilometre güneyinde bulunan gölün batısında deniz seviyesinden 133 metre alçakta olan Qiquanhu Huagong Fenchang isminde bir köy bulunur. Göl ortalama batıdan doğuya 40 kilometre, kuzeyden güneye 8 kilometre boyutundadır.
Uygurlar göl ay biçiminde olduğundan "ayışığı (mehtap) göl" anlamında olan, "Ayding köl" adını vermişlerdir. Günümüzde göl üç bölümden oluşmaktadır: dış çevresi alüvyonlu, lığlı yüzeylidir. İç kısım tuz bataklığı iken, gölün ortası saf beyaz ve parlak, ışıl ışıl, tuz kırağı renklidir.

-->Ulungur Gölü

Ulungur Gölü, (Rusca: Улюнгур) Çin Halk Cumhuriyeti'nin Sincan Uygur Özerk Bölgesinin kuzeyinde, Altay İli'ne bağlı Burultokay İlçesi toprakları içinde bulunur. Çin'nin on en büyük tatlı su gölünden biridir.
Ulungur Gölüne verilen diğer isimler: Bulunto Hai, Ku-cha-erh-pa-shih-no-erh, Pu-lun-t'o Hai, Uliungur Nor, Ulyungun Nor, Ulyungur Nor, Urungu Nor, Wu-lun-ko-erh Hai, Wu-lun-ko-no-erh, Wu-lun-ku Hu ve Ulungur he.

Doğal yapısı

Ulungur Gölü iki bölümden oluşur: Buluntuo Gölü ve daha küçük olan Jili Gölü ve Ulungur nehiri tarafından beslenir. 1969 yılında, Ulungur ve Ertiş nehir havzaları arası bir kanal bu göle su saptırmak için yapılmıştır. Kış boyunca, buz balıkçılığı vardır. Kapalı havza gölü olan Ulungur, suyunu yeraltı suyu, Ulungur nehirinden, yağışlardan ve eriyen karlardan alır.
Ulungur Gölü, Cungarya bölgesinde Altay dağlarının güneyindedir. Geçmişte göl denizden 468 metre yükseklikte bulunurdu ve yüzölçümü 827 km² alanı kaplardı.[1]

Balık türleri
Gölde Turnabalığı (Esox lucius), tatlısu levreği (Perca fluviatilis), Abramis brama orientalis, Leuciscus leuciscus baicalensis ve Stizostedion luciopera linnaeus[2], Sazan balığı (Cyprinus carpio carpio)[3], (Cyprinus carpio haematopterus)[4], Sazangiller Cyprininae alt-familyasından (Ctenopharyngodon idella)[5], Turna balığı (Esox lucius)[6], Bıyıklı balık (Barbus barbus)[7], (Carassius carassius)[8], (Carassius gibelio)[9] gibi tatlı su balık türleri yaşar.

Ürdün'deki göller


-->Lut Gölü


İran'daki göller


-->Urmiye Gölü

Urmiye Gölü
Farsça:دریاچه ارومیه. İran 'ın Batı Azerbaycan ilindeki tuz gölü. İran içindeki en büyük göldür. Dünya'nın en büyük ikinci tuz gölüdür. Göl 5,200 km² yüzölçümüne sahip olup en derin yeri yaklaşık 16 metredir. Tebriz gölün kıyısındaki en büyük yerleşim yeridir.


Urmiye Gölü uzun zamandır küçülmektedir. Yılda yaklasşık 0.6m ile 1m arasında buharlaşma olmaktadır. Urmiye Gölü, bir UNESCO Biosfer rezervidir.


İsrail'deki göller

-->Taberiye Gölü

Taberiye Gölü (Celile Denizi, Celile Gölü ya da Kinneret Gölü (İbranice ים כנרת) İsrail'de bulunan bir göldür. Lübnan'dan gelen Litani Nehri tarafından beslenmektedir. İsrail'in su ihtiyacı büyük oranda bu gölden karşılanmaktadır. Yaklaşık 53 km kıyıya sahip ve karşılıklı uzak noktalarından 21 km / 13 km genişlikteki İsrail'in en büyük tatlı su gölü. Gölün toplam yüzölçümü 166 km²'dir ve en derin yeri aşağı yukarı 43 m.'dir [1] Haritalarda deniz seviyesinden 209 metre aşağıda gösterilen gölün yüzeyi, Lut Gölünden sonra dünyanın en alçak II. noktası ve aynı zamanda dünya üzerinde en derinde bulunan tatlı su gölüdür.[2]

Kelime kökeni
Taberiye ismi, orijinal olarak Arapça'da Buhayret Taberiyye (Yardım·bilgi)(طبريا بحيرة ) olarak geçer. Anlamı, Tiberya Gölü'dür. Gölün bu ismi, hemen kıyısındaki Tiberya şehrinden ötürüdür.



İmza yok!


        Yağmur
Forum Sorumlusu
Rep Gücü : 0 [+]
Nerden : Belirtilmedi
Yaş : 16
Cinsiyet : Bayan
Paylaşım : % 733,2
Tecrübe : % 32,8
Güç : % 766
Son Giriş : 28.08.2011 12:28:38
KozanBilgi.Net 13.08.2011 00:53:34


Mesaj Yazabilmek İçin Lütfen Kayıt Olun.
Veya Giriş Yapın.

Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Forum kurallarına aykırı başlıkları yetkililere bildirebilirsiniz
Bu forumdan dosya indiremezsiniz
Copyright © 2006 - 2012 KozanBilgi.Net (Türkeş Manga)